Güncel Kritik

Muhteşem Rating ve Tarihin Yükselişi

Muhteşem Rating ve Tarihin Yükselişi

Tarih, son birkaç senedir, gittikçe popûlerleşen; insanların ilgi odağı olmaya başlayan, bir alan hâline geldi. Bu, daha evvelden, değersiz olduğu anlamına gelmediği gibi; şu anki zirvesini yakalayamadığı da muhakkak bir gerçektir. Aslında insanların, ilgi alanları ve merakları, sürekli değişkenlik gösterir. İnsanoğlu, herhangi bir şeyden ötürü, doyum noktasına ulaştığı andan itibaren; hemen yenisini arar gözleri. Farklı olanı, denenmemiş olanı tercih etmeye başlar. Bu, yaradılışının vermiş olduğu, bir duygudur. Tarihin, popûler anlamda, ilk ciddi yükselişini; ‘modern tarihçilik’ sınıfı içerisinde, 19. yüzyılda lâyıkı ile yakaladığını, söylememiz mümkündür. Bu tarihten sonra ise gittikçe gelişen, ilerleme kaydeden, ciddiyete bürünen ve önemsenen bir alan hâline gelmiştir.…
Hamâset mi; Bilimsellik mi

Hamâset mi; Bilimsellik mi

Şüphesiz ki, her devlet, kendi tarihini; ileride bel kemiğini oluşturacak olan gençliğe, kendi menfaâtleri doğrultusunda öğretir. Günümüz dünyasında, bunun pek bir istisnası olamayacağı kanaâtindeyim. Aslına bakılırsa, işlerin; geçmişte de buna benzer şekilde yürüdüğünü belirtmeliyim. Sayısız örneklere girerek, ana konumuzdan uzaklaşmak istemiyorum. Sanal ortamdaki, sosyal platformlarda, tarih üzerine paylaşılan, özlü sözlere baktığınız takdirde; çok önemli şahsiyetlerden, hiç tanınmamış olanlarına dek, hepsinin sıklıkla değindiği meselenin, tarihin olabildiğince yalın ve tam gerçeklikte anlatılması gerekliliği üzerinde durduğunu görebilirsiniz. Bu merkezden hareketle, öncelikle bunun gerçekten de mümkün olup olmadığını sorgulamalıyız. Eski çağlardan, geçtiğimiz yüzyıla dek, dünya üzerinde, sayısız devletler mevcut olmuştur. Bu devletlerin çoğunluğunu, bir araya…
Latin Harfleri’nin Kabulü; Amacına Yeterince Hizmet Edebildi mi?

Latin Harfleri’nin Kabulü; Amacına Yeterince Hizmet Edebildi mi?

1 Kasım 1928 tarihinde, 1353 sayılı ‘Yeni Türk harflerinin kabul ve tatbiki hakkındaki kanun’ kabul edildi. Bu yasayla, o güne kadar kullanılan Osmanlı Alfabesi’nin yerine; Latin Alfabesi’nin, Türkçeye uyarlanmış bir biçimi kabul edildi. Türkler, 10. yüzyıldan itibaren, İslam dini ile birlikte -eskiden İslam kültürünün vazgeçilmez öğesi sayılan- Arap alfabesini de Türkçe ses sistemine uyarlayarak benimsemişlerdi. Bunu izleyen 900 yıl boyunca, Türkçenin gerek batı (Osmanlı), gerek Doğu lehçeleri, Arap alfabesinin Türkçeye uyarlanmış bir biçimi ile yazıldı. Türkiye’de, alfabe reformu önerileri; 19. yüzyıl ortalarından itibaren duyulmaya başladı. Öneriler ikiye ayrılıyordu: İlki Osmanlıca yazısının düzeltilmesini isteyenler; ikincisi ise Latin alfabesinin kabulünü isteyenler. Bu…
Ayasofya’nın Kimliği Üzerine… Kullanım Amacı Ne Olmalıdır?

Ayasofya’nın Kimliği Üzerine… Kullanım Amacı Ne Olmalıdır?

Günümüze ulaşan Ayasofya binası; aslında aynı yere inşa edilen, üçüncü kilise olması dolayısı ile ‘Üçüncü Ayasofya’ olarak da zikredilir. Bizans tarihçilerinden Socrates Scholasticus, Theophanes, Nikephoros ve Gramerci Leon gibi isimlerin, Birinci Ayasofya’nın yapımına ilişkin kayıtlarında farklı açıklamalar bulunmaktadır. Bazılarına göre kilisenin yapımı 324 ile 337 yılları arasında tahtta olan, İstanbul’u Roma İmparatorluğu’nun yeni başkenti olarak inşa ettiren ve Hıristiyanlığı, imparatorluğun resmi dini ilan eden Roma imparatoru Büyük Konstantin (Bizans’ın ilk imparatoru I. Constantinus) tarafından başlatılmıştır. Fakat kesin olan, inşanın, 337 ile 361 yılları arasında tahtta olan oğlu Constantius II tarafından tamamlanmış ve ilk Ayasofya kilisesinin açılışının 15 Şubat 360’ta Constantius…
İki Farklı Bakış Açısından Lozan; Diplomatik Bir Başarı mı, Zorunluluk Belgesi mi?

İki Farklı Bakış Açısından Lozan; Diplomatik Bir Başarı mı, Zorunluluk Belgesi mi?

Yeni Türk Devleti’nin, uluslararası platformda, tüm dünya tarafından -istisnasız- tanınmasının evrakı olma özelliği; diğer tüm niteliklerinin yanında daha ağır basan Lozan Antlaşması, özellikle son zamanlarda, ünlü tarihçilerimiz arasında, başarı ve başarısızlık örneği olarak tartışılmaktadır. Genç Türk Devleti, saltanatın kaldırılmasından başlayarak, bir dizi ön hazırlık yaptığı Lozan görüşmelerine, 20 Kasım 1922 tarihinde başlamıştır. Osmanlı borçları, Türk – Yunan sınırı, boğazlar, Musul, azınlıklar ve kapitülasyonlar üzerinde uzun görüşmeler yapılmıştır. Ancak kapitülasyonların kaldırılması, İstanbul’un boşaltılması ve Musul konularında anlaşma sağlanamamıştır. Temel konularda tarafların tavize yanaşmaması ve önemli görüş ayrılıkları çıkması üzerine 4 Şubat 1923′te görüşmelerin kesilmesi savaş ihtimalini yeniden gündeme getirmiştir. Başkomutan Mareşal…
II. Dünya Savaşı’nın Tek Müsebbibi Hitler mi Yoksa İçinden Çıktığı Toplum mu?

II. Dünya Savaşı’nın Tek Müsebbibi Hitler mi Yoksa İçinden Çıktığı Toplum mu?

Adolf Hitler ismi zikredilince, bugün neredeyse tüm dünya milletlerinin zihinlerinde; altında katı bir antisemitist psikoloji yer alan, tüm dünyayı saran II. Dünya Savaşı yangınının, kıvılcımını çakan kişi imajı yer alır. Bu imaj, insanların zihninde haklı olarak yer alsa da, tüm bu felaketin tek müsebbibi olarak, yalnızca bir birey gösterilebilir mi; ya da bu yalnızca bir kişinin sorumluluğu mudur, yoksa tüm bir topluma mâl edilmesi gereken bir olaylar zinciri midir gibi sorular soracağız. Bu yazıda, II. Dünya Savaşı’nın tüm yönlerden nedenleri, başlangıç noktası, gelişme ve genişlemesi, sonucu ve etkileri yerine; bu soruların cevaplarını arayacağız. Yani siyasi tarihin dışına çıkacak ve bir…
Sıra Dışı Bir Yorum; I. Dünya Savaşı ve Osmanlı Emelleri

Sıra Dışı Bir Yorum; I. Dünya Savaşı ve Osmanlı Emelleri

“Osmanlı’nın Son Savaşı / Turan Hayalinden Sevr’e” isimli yeni kitabında, Erdoğan Aydın; 1. Dünya Savaşı içerisine, Osmanlı Devleti’nin, hangi şartlar muvazenesinde ve ne tür metotlar kullanılarak dâhil edildiğini; İttihat ve Terakki yöneticilerinin gerçek amaçlarının ne olduğu ve sonradan nasıl yön değiştirdiği gibi sıkça işlenen konulara, daha önce hiç denenmemiş bir bakış açısıyla yaklaşıyor ve ulaştığı çarpıcı sonuçları, okuyucuya sunuyor. Son yıllarda, farklı tarihi alanlarda yazılmış olan birçok esere imza atan, ancak daha kıyıda köşede kalmayı yeğleyen, gazeteci – yazar Erdoğan Aydın; son kitabının okuyucular üzerinde uyandırdığı etki nedeniyle katıldığı televizyon programlarında, hem 1. Dünya Savaşı ve bu süreçte Osmanlı Devleti,…
Suriye Meselesi; Tarih Sağduyulu Olmayı Öğretir

Suriye Meselesi; Tarih Sağduyulu Olmayı Öğretir

Ülke gündemimizin odak noktasını -haklı olarak-, 22 Haziran’dan beri, Malatya 7. Ana Jet Üssü Komutanlığı’ndan kalkış yaptıktan kısa süre sonra, Suriye tarafından Akdeniz üzerinde düşürülen F-4 Türk savaş uçağı işgal etmektedir. Ülkemizin yanı sıra dünya genelinde de tüm kamuoyunun gözü bu olaya çevrildi ve gelişmeleri dikkatli bir şekilde takip etmekte ve yorumlamaktalar. Bu olaya dair kimin haklı, kimin haksız olduğu tartışmalarını bir yana bırakarak; yalnızca, hava sınırının deniz üzerinden ihlali halinde, daha toleranslı bir tavır takınılması gerekliliğinin, dünya diplomasisinin demirbaş kurallarından biri olduğunu hatırlatmakla yetineceğim. II. Abdülhamid’in büyük önem verdiği; üç kilit nokta olan Tuna, Hicaz ve Kafkas kapılarından birinin…
Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı