OrtaçağYeniçağ
Trend

Canını Kurtarabilmek İçin Engizisyon Önünde “Dünyâ’dan Daha Hızlı Dönmekle” Suçlanan Galileo’nun Bilim Mücâdelesi

"Dünyâ, Gene de Dönüyor"

Galileo Galilei’nin o “efsâne sözünü” (Dünyâ, gene de dönüyor!), bugün, hepimiz biliyor olsak da Engizisyon’un gadrine uğrayan âlim, aslında böyle bir ifâde kullanmamıştı.

Çağdaş filozoflardan Bertrand Russell; “Bu, bir efsâne… Galilei, ‘Epur si muove’ demedi ama ne çıkar! Ondan sonra, dünyâda herkes, her gün bu sözü söyledi.” diyor.

İtalya’nın Pisa kentinde, 15 Şubat 1564 târihinde dünyâya gelen Galileo Galilei, küçük yaşlardan beri matematikle ilgilenmişti. Daha 23 yaşındayken profesör olan Galilei, orta yaşlarından îtibâren daha sonraları başına büyük işler açacak olan, uzay araştırmalarına başlamıştı.

“Galilei, Sihir ve Efsunla Yeni Seyyâreler Buluyor”

Hâlide Edip Adıvar’ın eşi, Dr. Adnan Adıvar’ın “Târih Boyunca İlim ve Din” isimli kitabında anlattığına göre; Galileo, aslında Güneş Sistemi ve Dünyâ ile ilgili olarak, Nicolaus Kopernik ve Johannes Kepler’in dediklerinden çok farklı şeyler söylemiyordu. Fark, ikisi de râhip olan Kopernik ve Kepler’in, Papalık’ın bu düşüncelere yönelik olası tepkilerini dikkate alarak, “kısık sesle” söylediklerini, Galilei’nin yüksek tonda dile getirmesiydi. Üstelik Galileo Galilei, Uzay araştırmalarına dâir çalışmalarında kullanmak üzere gerekli âlet edâvatı da kendi îmâl eden bir isimdi.

Pisa Üniversitesi’nde öğretim üyeliği görevini sürdürürken, Hollanda’da bir ilim adamının teleskop yaptığını öğrenince, hemen bu buluşla ilgilenmiş ve kendi teleskopunu da yine kendisi yapmıştı. Galilei, ayrıca mekanik havuz sistemleri, otomatik saatler, mikroskop gibi başka âlet ve cihazlar da üretmişti. Kiliseye bağlı hocalar, Galilei’nin Uzay çalışmalarından da rahatsız olmuştu. Padua Üniversitesi’nden bir meslektaşı, Engizisyon yetkililerine yazdığı bir “câsusnâme”de; “Galileo Galilei, sihir ve efsunla gökte yeni seyyâreler (gezegenler, yıldızlar) çıkartmakta!” diye yazmıştı.

Zâten Galilei, öteden beri skolastik düşünce taraftarlarının hedefindeydi. Henüz 23 yaşındayken Pisa Üniversitesi’nde profesörlüğe getirilmesi, yaşlı hocaların tepkisini çekerken; üzerine bir de daha ilk kitabında, üniversitedeki hoca ve talebelerin husûsî şapka takıp cüppe giymelerini, “papazlara benziyor” diye eleştirmesi, kendisine yönelik tepkileri arttırmıştı.

“Rönesans Müritleri”yle de Kapıştı

Galilei, sâdece skolastik düşünce taraftarlarıyla ters düşüyor, değildi. Devrinde yeni yeni boy veren Rönensansçı muhitle de uyuşmadığı oluyordu. Dönemin “Rönesans Müritleri”nden bâzıları, kendilerini kayıt ve kurallardan âzâde sayıyorlardı. Fikirleri belli kurallara bağlamanın, yeni bir durağanlığa yol açacağından endişe ediyorlardı. “Rönesans, zâten fikirler üzerindeki zincirleri kırmak için yapılmamış mıydı?” İşte, Galileo Galilei, âdetâ “kitapsız ilim”den söz eden bu aşırılarla da mücâdele ediyor; onların yaklaşımının, keyfîliği, kargaşayı, câhilliği besleyeceğini anlatmaya çalışıyordu.

Mahkemede “Tövbekâr Elbisesi” Giydi, Buluşlarını Tek Tek İnkâr Etti!

Galilei’nin uzaya ilişkin araştırmaları, bir süre sonra, onu Papalık ile karşı karşıya bırakacaktı. Zâten “serbest fikirlerinden” dolayı, öteden beri üniversite câmiâsında sevilmiyor oluşu, Kilise’nin işini daha da kolaylaştırmıştı. Sonunda Galilei, “Inquisition Mahkemesi”ne çağrıldı. Engizisyon’daki yargılama sonucunda, mahkeme, özetle; “Güneş’in âlemin merkezi olduğu, dünyânın ise âlemin merkezi olmadığı ve hareket ettiği dâvâsını gütmek, abestir. Felsefe nokta-i nazarından yanlış, îmân nokta-i nazarından da insanı ilhâde (dinsizliğe) sürükler.” karârını vermişti.

Mahkeme heyeti, Galilei’den bu fikirlerinden vazgeçmesini; yok, eğer vazgeçmeyecekse de bu yönde eğitim vermekten kaçınmasını, hükme bağlamıştı. Mahkeme, ayrıca Galilei’nin kitaplarını, “Kitâb-ı Mukaddes’e tamâmen muhalif Pisagorî fikirler” notuyla yasaklamış ve toplatmıştı.

Russel: “Dünyâ, Gene de Dönüyor” Sözü, Bir Efsânedir

Galileo Galilei’nin, mahkeme salonundan çıkarken sarf ettiği iddiâ edilen; “Dünyâ, gene de dönüyor” sözü ise bir tevâtürden “gerçekliğe” dönüşmüştü. Dr. Adnan Adıvar, kitabında; Bertrand Russell’den naklen, Galilei’nin mahkeme salonundan çıkarken, kısık bir sesle; “Epur si muove”, yâni “Dünya, gene de dönüyor.” dediğinin, bir rivâyetten, bir efsâneden öte kıymetinin olmadığını, anlatıyor.

Galilei, “Dostlarımı Görmek İstiyorum” Dedi; Vatikan, Ancak Kör Olunca İzin Verdi

Sonunda 70 yaşındaki Galileo Galilei, mahkemede, üzerinde “tövbekâr elbisesiyle” hazırlanan bir “İstiğfarnâme”i” uyarınca, o güne kadar kaleme aldığı bütün fikirlerini, yaptığı tüm buluşları, birer birer zikrederek; bunları inkâr ve bunlardan dolayı girdiği günahlardan da tövbe etti. Galilei, yargılama sonrasında, bir süre hapse konuldu. Ayrıca, haftada bir kere, yedi “Tövbe Mezmûru” okuma cezâsı da aldı.

Cezâsı, daha sonra Atreci’de ev hapsine çevrilen Galilei, Vatikan yetkililerinden, dostlarını görmek istediğini belirterek, ziyâretlerine izin verilmesini talep etmiş; ancak bu talebi de reddedilmişti. Kilise, bu izni, ancak Galilei’nin gözleri kör olduktan sonra vermişti. Galilei’nin yakınları, kör olan ve kulakları da ağır işitmeye başlayan âlimin, Floransa’daki evine naklini istemişlerse de Papa VIII. Urbain, bu dilekçeyi bile kabûl etmemişti.

Galilei, ancak Engizisyon hekiminin; “O, artık yaşayan bir insan değil, yaşayan bir ceset!” değerlendirmesi sonrasında, evine geçebilmişti. Vatikan, yine de kural koymayı ihmâl etmemişti; “Dünyâ’nın döndüğüne dâir konuşmayacaksın.” Muârızlarıyla yaptığı mücâdelenin temelini, “Benim Aristocu çağdaşlarım, hiçbir şey bilmedikleri hâlde, birçok şeyler bildiklerini zannederlerken; ben, bir parça şey biliyorum ve bildiğimin de pek az bir şey olduğunu, biliyorum.” sözleriyle anlatan Galileo Galilei, 8 Ocak 1642 târihinde, hayâta gözlerini yumdu. Papalık, “kâfir olduğu” gerekçesiyle Galileo Galilei’nin, Hıristiyan mezarlığına defnedilmesine müsaâde etmedi; bir bazilikadaki küçük bir odaya gömülmesi, kararlaştırıldı.

Daha Fazla Göster

Sefa Yapıcıoğlu

Alternatif Târih'in Kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni'dir. Celâl Bayar Üniversitesi, Fen - Edebiyat Fakültesi, Târih Bölümü ile aynı üniversitenin; Sosyal Bilimler Enstitüsü, Târih Anabilim Dalı, Yeniçağ Târihi Tezli Yüksek Lisans Programı mezunudur. Yine aynı üniversite ve enstitünün; Târih Anabilim Dalı'nda, Doktora (Ph.D.) eğitimine devâm etmektedir. Şer'îyye Sicilleri konulu tezleri, Türk Halk İnanç ve İnanışları'yla ilgili araştırmaları, Türk Târihi ile özelde Klasik Dönem Osmanlı Târihi vs. alanlarda sayısız çalışmaları mevcuttur. "Alternatif Târih, Türkmen Irımları (Halk İnanışları), Şahsiyetler, Alternatif Târih Metinleri, Târihin Öteki Dünyâsı (Sıra Dışı Olaylar ve Karakterler)" gibi yayımlanmış kitapları, "Meczûp" vb. editörlüğünü üstlendiği yayınlar ile çeşitli makâleleri bulunmaktadır. Kendisini; "Târih Kreatörü & Şimdiki Zaman Gözlemcisi" olarak tanımlamaktadır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı