«

Bağımsızlık savaşlarının türlü örneklerinin görüldüğü, vatan savunmasının birçok emsâlinin yer aldığı târihî seyir, özellikle ilkçağ uygarlıklarının biraz da bilinmezliğe dayalı gizemli örnekleri içerisinde, destansı mücâdelelere ev sâhipliği yapmıştır. Söz konusu uygarlıklar içerisinde, Numantia halkı olarak bilinen güruh ise, kafa tuttukları koca Roma İmparatorluğu’nu dize getirmeyi başarmaları açısından, ayrıntılı bir ilgiyi hak etmektedir.

Numantialıların Bağımsızlık Öyküsü  

MÖ II. asırda, Roma İmparatorluğu, Akdeniz’in tartışmasız bir biçimde en büyük siyâsî ve askerî gücüydü. Büyük bir imparatorluk olması, elbette ki hiçbir savaşı kaybetmediği anlamına gelmiyordu. Sayısız gâlibiyetine ve boyunduruğu altına aldığı toplumlara rağmen, küçük ve çok da değeri olmayan toprakların sâkinleri, bâzen koskoca Roma İmparatorluğu’na kök söktürebiliyordu.

Numantialılar, ‘İberya’da (bugünkü İspanyol coğrafyası)  yaşayan ve ‘Keltçe’ konuşan dağ halklarındandı. Köylüler, Romalılara kafa tutuyor; Romalı askerler ne zaman topraklarını işgâl etmeye kalksa, askerleri, utanç dolu bir yenilgiyle geri püskürtüyorlardı. Roma İmparatorluğu için bu, büyük bir utançtı. Romalılar, tabii ki akıl almaz bir plân düşündüler. Roma İmparatorluğu’na ‘Kartaca’ zaferini hediye eden ünlü komutan ‘Scipio (Afrikalı)’, vatan sevgisi ve özgürlük sevdâsından başka hiçbir şeyi olmayan Numantialılara boyun eğdirmesi için görevlendirildi…

romaya-kok-sokturen-numantialilar2-alternatiftarihOtuz binin üzerinde Romalı asker, Scipio’nun komutasında, Numantiaların yaşadığı bölgeye vardı. Scipio, bu halkı savaşarak yenemeyeceğini anlamıştı. Gerçekten de Numantialıların cesâreti ve savaşçılığını da takdîr etmişti. General, adamlarını boşu boşuna telef etmenin, ona zafer getirmeyeceğini kavrayıp başka bir taktik geliştirdi. Tek bir adamını bile kaybetmeden ve savaşmadan Numantialıları dize getirecekti. Scipio, dağ köyünün yollarını çevreleyerek; Numantiaların dünyayla olan tüm ilişkisini kesti. Açlık ve yokluk, Numantianın işini bitirecekti ve gerçekten de öyle oldu… Aradan geçen bir yılın ardından, savaşla dize getirilemeyen Numantialılar, açlık ve yoklukla mağlûp edilmişlerdi. Her şeyin bittiğinin farkına varan Numantialılar, bu zâlimce taktik karşısında, köle olmaktansa kendi topraklarını ateşe verip canlarına kıymayı tercih ettiler.

Numantia, bu olaydan sonra, İspanyol bağımsızlığının ve cesâretinin sembolü hâline geldi. Kasabanın yıkılışıyla sonlanan bu trajedi, aynı zamanda İspanya’nın geleceğini de etkiledi. ‘Don Kişot’un yazarı ‘Cervantes’, ‘Numantia Kuşatması’ adlı bir trajedi yazdı. Şâirler de yine aynı şekilde, kanlarının son damlasına kadar savaşan bu halk için zafer şarkıları yazdılar; ressamlar tuvallerine aktardılar. 1882 yılında, kasabanın yıkıntıları, ‘ulusal anıt’ ilân edildi ve İspanyol vatanseverleri için kutsal bir ziyâret yeri hâline geldi.

Bir Cevap Yaz

Sefa Yapıcıoğlu Hakkında

avatar

Sefa Yapıcıoğlu

Alternatif Târih'in kurucularındandır... Celâl Bayar Üniversitesi Fen - Edebiyat Fakültesi Târih Bölümü ile yine aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Yeniçağ Târihi Tezli Yüksek Lisans Programı mezunudur. Şer'îyye Sicilleri alanında çalışmalar yapmış, Türk Târihi ile ilgili araştırmalar gerçekleştirmiştir. Kendisini; "Şimdiki Zaman Gözlemcisi & Târih Kreatörü" olarak tanımlamaktadır.

Bir Cevap Yaz

E-Posta adresiniz paylaşılmayacaktır. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlenmiştir *