«
  1. Ana sayfa
  2. Modern Çağ
  3. Fazla Uzağa Giden Balıklar

Fazla Uzağa Giden Balıklar

Bir misyoner fabl hikâyesi...

Fazla Uzağa Giden Balıklar

Misyonerlik, din kavramının kozmopolit insan yapıları üzerinde etki etmeye başladığı ilk andan itibaren dünya üzerinde var olmuştur. Bu şekilde insan kitlelerinin, lafız başta olmak üzere muhtelif yöntemler tatbik edilerek aidiyet duygusunu var etme çabası, ne yazık ki günümüze kadar devam edegelmiştir. Şahsi arşivimizde bulunan ve 1928 baskılı bir Hristiyan risâlesinde ise bu durum, bir La Fontaine fablı ile hülâsa edilmiştir. Hakkında tafsilatlı bilgimizin olmadığı bu risâlenin Latin harflerine çevirdiğimiz nüshâsı ile orijinalini, bu sayfadan okuyabilirsiniz.

FAZLA UZAĞA GİDEN BALIKLAR

İstanbul Suhulet Matbaası

1928

 FAZLA UZAĞA GİDEN BALIKLAR

 (Çocuklar için)

[ (La Fonten) in bir masalından melhem ]

Son bahar mevsiminin bir günü idi. Dağlarda büyük bir fırtına olmuş ve sel hendeklerden, doğru aşağıdaki ırmağa boşanıyordu. Sel her tarafı basmış, sular zakkum ağaçlarının tepesine kadar yükselmişti, ağaçların en yüksek dalları ancak görülebiliyordu. Su, setleri geçip ovaya taşıyordu. Bir insan suların kenarına dikkatle bakacak olsa, orada burada gümüş gibi parıldayan balıkları görebilirdi. Bu, memleketlerinin bu kadar genişlediğini görüp sevinçle sıçrayan bir ufak balık grubu idi.

Büyük bir balık yüze yüze yavruların yanına geldi, ve “Bu geniş yoldan çıkınız, ırmağın ortasında durunuz. Irmağın dar merkezi doğru denize götürür ve emindir. Sel sığdır ve devam etmez. Sular alçalmaya başlayınca size bir oyun yapar,” dedi.

Ufak balık grubunun en büyüğü tahkir-âmiz* bir şekilde sıçradı ve nasihat veren balığa, “Sen hiçbir şey bilmezsin! Suların nasıl bütün ovamızı ihata ettiğini görmüyor musun? Her taraf bizimdir ve böyle olduğu müddetçe biz bundan istifade edeceğiz. Sular alçalırsa geri ırmağa dönebiliriz. Geliniz, kardeşlerim, geliniz, onun sözlerine kulak asmayınız, dedi.

Küçük balıkların hepsi de sevindiler, ve suyun içinde sıçrayarak, “Güle güle kal, ey efendimiz, biz bu geniş ve şen yoldaki dünyayı görmeye gidiyoruz,” diye bağırarak gittiler. Gittikçe uzaklaşarak, ve akıntıyı yan taraftan takip ederek ilerlediler. Nihayet kendilerini yarısı suya batmış bir çalılıkta buldular. Dikenler vücutlarına battı, gözleri kör oldu. İki tanesi de dikenlere takılıp kaldı ve kurtulamadı. Birkaç tanesi sağ selamet kurtulup, rahat rahat oynayabilecek bir yere geldiler. Yorulduklarında suyun dibine inip bütün gece orada uyudular. Sabahleyin hava almak için suyun yüzüne çıktılar. Fakat, acaba rüya mı görüyorlardı? Dünkü seylab** birden bire inmiş, ve yalnız geçtiği yerlerde küçük havuzlar bırakmış, kendileri de bu küçük havuzların birinde bulunuyorlardı. Hem havuz o kadar küçüktü ki kanatlarını birkaç defa kımıldatmakla bir uçtan öbür uca gidebiliyorlardı. Dünkü deniz yerine şimdi bir mahpusta idiler, başlarına gelecek daha fena şeyler de vardı.

Havuzun yanına iki küçük çoban geldi. Büyüğü durup kardeşini çağırarak, “Bak sel ne getirmiş! Çabuk ol, biz bu balıkları ellerimizle bile tutabiliriz,” dedi. Sonra ikisi de havuza girip balıkların hepsini de tuttular, sevinçle bir mendile koyarak yemek için çadırlarına götürdüler.

Kitab-ı Mukaddes’te şöyle bir cümle var: “Doğru yoldan gidiniz, dar kapıdan giriniz, zira helake götüren yol geniş ve kapı enlidir ve oradan gidenler çoktur.”

Belki Allah’ın olan dar yolu istihkar etmeye başlayan çocuklar vardır. Bunlar dünya zevkleriyle heveslerinin geniş yolunu tecrübe etmek isterler. Bunların uzun müddet devam edeceğini ve sonradan dar yolun yine bulunabileceğini zannettiler. Ruhları için bir deniz bulduklarını kıyas ettiler. Dikkat etmek lazım ki, bir gün birden bire uyandıklarında kendilerini günahlarının mahpusunda bulmasınlar.

SON

*Hakaretle karışık söz, tahkir edici.

**Sel suyu

Bir Cevap Yaz

Sefa Yapıcıoğlu Hakkında

avatar

Sefa Yapıcıoğlu

Alternatif Târih'in kurucularındandır... Celâl Bayar Üniversitesi Fen - Edebiyat Fakültesi Târih Bölümü ile yine aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Yeniçağ Târihi Tezli Yüksek Lisans Programı mezunudur. Şer'îyye Sicilleri alanında çalışmalar yapmış, Türk Târihi ile ilgili araştırmalar gerçekleştirmiştir. Kendisini; "Şimdiki Zaman Gözlemcisi & Târih Kreatörü" olarak tanımlamaktadır.

Bir Cevap Yaz

E-Posta adresiniz paylaşılmayacaktır. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlenmiştir *