«

Resmî tarih kavramı, tüm dünya ülkeleri için geçerli olan bir kargaşadan ibârettir. Çünkü bu tarih yazını, gerçekler yerine devekuşu et ideolojisinin vesikalarını vatandaşlarına dayatmaktadır. Dolayısıyla gerçek ile yalan arasındaki derin uçurum, her neslin yenilenmesiyle birlikte açılmaktadır. Türkiye de, bu hususta en çok yara almış devletlerden biridir. Çünkü Cumhuriyet Dönemi ile birlikte ayyuka çıkan bu ideoloji benimsetmesi, ilköğretimden itibaren tüm vatandaşlara empoze edilmektedir. Ancak son zamanlarda yayın faaliyetlerinin genişlemesi, devletin de bu noktada iyimser davranması neticesinde resmî tarih anlayışının yavaş yavaş çürüdüğünü söylemek mümkündür. Yine de bu noktada büyük eksiklerin var olduğu da yadsınamaz bir gerçektir. Hemen belirtmeliyiz ki resmî tarih anlayışı sâdece Cumhuriyet Dönemi için değil, Osmanlı ve selefi devletlerde de geçerli bir anlayıştır. Hatta antik dönem medeniyetlerinde de bu hissiyat oluşmuş durumdadır. Hitit ve Mısır’ın, Kadeş Savaşı’ndan sonra halkına benimsetmeye çalıştığı neticeler de, bahse mevzuu olan resmî tarih açısından iptidai bir kanıt teşkil etmektedir.

Yukarıda zikredilen örnekler muvacehesinde tarih yazını modern anlamda gelişmeye başlamıştır diyebiliriz. Bu gelişim resmî tarihin izlerinin de silinmesi anlamına gelmektedir. Esas itibariyle tarihin bir popüler kültür olarak yer alması ve bununla ilgili yayınların artması bu şekilde bir sonuca zemin hazırlamıştır. En nihayetinde de geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Latin Amerika Ülkeleri Müslüman Dini Liderler Zirvesi‘nde yapmış olduğu konuşma bu anlayışın yıkılmaya başladığına dair en büyük kanıttır:

Latin Amerika’nın İslam’la tanışması 12. yüzyıla kadar dayanır. Amerika’yı Kolomb değil 1178’de Müslümanlar keşfetti. 1178’te Müslüman denizciler Amerika kıtasına ulaşmıştı. Kristof Kolomb anılarında Küba kıyılarında dağın tepesinde bir caminin varlığından bahseder.

Recep Tayyip Erdoğan

Ancak bu resmî tarih düsturunun birden yok olması da düşünülemez. Çünkü ideolojinin yetiştirmiş olduğu otoriteler, bir süre sonra bu tarihi benimsemek durumunda kalmışlardır. Kaldı ki Erdoğan’ın bu sözlerine tepki de gecikmedi. Aynı şekilde hâlâ daha devletin ders kaynağı olarak öğrencilerine okutmuş olduğu kitaplarda Amerika’nın keşfi Kolomb’a mâl edilmiştir[1]. İşte bu tezat, toplumun gerçeği öğrenmesi açısından ortaya koyulacak argümanlara da bir geçiş evresi tanıması açısından oldukça mühimdir. Ayrıca cumhurbaşkanının, üniversitelerin bu konuda çalışma yapmalarını istemesi de yakın zamanda büyük değişikliklerin ortaya çıkacağını göstermektedir.

Salt bu konuda değil, bilhassa yakın tarihimizin gerçekliği açısından oldukça yanlış ve tamamen kurgu olan bir yazına inandırıldığımız muhakkaktır. İşte tüm bu menfi sonuçları ortadan kaldırmak ve geleceği yeni baştan, doğru ve de objektif yazmak elzem olmuştur. Bu noktada da görevin büyük kısmı üniversitelerin tarih fakültelerine düşmektedir. Her sene on binlerce mezun vermekte olan bu fakülteler, ne yazık ki yeteri kadar nitelikli tarihçileri ortaya çıkaramamaktadırlar. Bu husus, hem üniversitelerin akademik kadrolarında bulunan nâkıslık hem de öğrencilerin zafiyeti sonucunda zuhur etmiştir. Geçtiğimiz ay akademisyenlerin yıllardır talep etmiş oldukları maaş iyileştirilmesi de yapılmış ve bu kadroların kalmışsa, salt mânevi açıdan eksiklikleri kalmıştır. Dolayısıyla herhangi bir bahaneye mahal bırakmadan ve akademik eğitim konusunda yolsuzluk yapılmadan eğitimin sürdürülmesi, Türk tarihçiliği açısından da bir felah yolu olacaktır. Bu konu hakkında, burada zikretmeyi uygun görmediğimiz müessif durumlarınsa, artık tekrarlanmayacağını üniversite câmiası için temenni etmekteyiz.

Hülâsa belirtmeye çalıştığımız resmî tarih üslubunun yakın zamana kadar kırılmaya başlaması havadisi, Erdoğan’ın açıklamalarıyla hız kazanmıştır. Bu devirden önceki tarihin yeniden yazılması, eski ideolojilerin çürümesi anlamına gelse de, devletin bu ve bundan sonraki süreciyle ilgili yazın ise yine bir resmî tarih olarak ders kitaplarındaki yerini alacaktır.

Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gündeme taşıdığı konu hakkında, yazarımız Sefa Yapıcıoğlu’nun 2012 yılında yazmış olduğu alternatif tarih metnini okumanızı önermekteyiz: Amerika, Osmanlı Devleti Tarafından Keşfedilseydi…


[1] “Ders kitaplarına göre Amerika’yı Kristof Kolomb keşfetti”, http://www.hurriyet.com.tr/gundem/27604416.asp (20.11.2014 17.15)

Bir Cevap Yaz

Gürkan Canpolat Hakkkında

avatar

Gürkan Canpolat

Alternatif Tarih'in kurucularından. Teknik altyapı ve destek hizmetini sunmaktadır. Celâl Bayar Üniversitesi'nde târih okudu. Dergi, kitap ve web sitesi tasarımı yapmakla birlikte, edebî yayıncılık sektöründe de faaliyet göstermektedir.

Bir Cevap Yaz

E-Posta adresiniz paylaşılmayacaktır. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlenmiştir *

Yorumlar

  1. Özgür

    Fuat Sezgin hoca bu konuyu kitabında yazmıştı zaten. Hatta geçen hafta haberlere de çıktı. Yani bunu söylemekten utanmamak, sıkılmamak lazım. Müslümanlar, Amerika’yı keşfetti…

  2. Mustafa Temur

    Alternatif tarih mecrasına uygun düşebilir, ancak ilgi çekici bir konu. Fuat Sezgin’in büyüklüğü tartışılmaz da, kaynak nedir?

  3. Esra

    Resmi tarih her devlet için geçerlidir arkadaş.